Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumu izah etmeye hiç gerek yok. Millet olarak olup-biten her şeyi aleni bir şekilde görebiliyoruz. Türkiye’de toplumsal uzlaşma sağlanamadığı sürece huzur beklenemez. Ülkenin geleceği konusunda söyleyecek çok sözümüz var. Vakti-saati gelince bu hususlara da değineceğiz. Önemli olan şu andaki durumumuz. Gidişat hiç iyi değil. Önümüzdeki günlerde siyasi ve ekonomik birçok olaya şahit olacağız. İktidar ve muhalefet arasında ipler kopma derecesine gelecek.
Türkiye’nin bugünlere geleceğini daha önceki yazılarımızda detaylı bir şekilde izah etmiştik. Toplumda gerilim ve tansiyon yükseldikçe olaylar da devam edeceğe benziyor. Bilhassa TEKEL işçileri konusu iktidarın başını bir hayli ağrıttı. Fakat TEKEL işçileri özlük haklarına kavuşur-kavuşmaz direniş sona erecek. İktidar nerede ne yapacağını çok iyi biliyor! Benim tahminime göre TEKEL işçileri çözülmeye başladı. Gösteriler çok yakında sona erer. Önemli olan da bu değil miydi?!
TEKEL işçileri eylemlerini bir ay daha devam ettirebilirler. İktidar bu konuda sürekli uyarıyor. Süre dolunca polis tarafından eylemlere müdahale edilecek. Ve böylece TEKEL işçilerinin direnişi sona ermiş olacak. Şu andaki duruma göre TEKEL işçilerinde bir çözülme başladı bile. Eninde-sonunda pes edecekler. Yine de TEKEL işçilerinin direnişi bir sonuç verecek. Kanaatimce haklarını alacaklar. Fakat asıl amaçlarına ulaşamayacaklar. Çünkü; iktidar bu konuda kararlı.
Diğer yandan Başbakan Erdoğan’ın hanımının GATA’da yatan bir hastayı ziyaret etmesi sırasında türbanlı olmasından dolayı yaşanan olayın toplumdaki etkisi siyasi arenaya da yansıdı. Bu konuda Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un açıklaması gerçekten çok önemli ve isabetli.. GATA-Türban derken ilk defa bir şeylerin yavaş yavaş değişmekte olduğuna şahit oluyoruz. Askerin milli ve manevi değerlere sahip çıkması takdire-şayan! TSK kendi özüne doğru müthiş adımlar atıyor. Milleti sevindiren de bu ya…
Türkiye’de bunca problem içinde bir de EMASYA tartışması başlamıştı. Asayiş konusunda polisiye ve askeriye güçlerin ortaklaşa müdahalesinin bir adıydı EMASYA protokolü. Günlerdir tartışılan EMASYA protokolü iptal edildi. Asker artık içerde müdahale edemeyecek. İktidar ve Genelkurmay bu problemi de kendi aralarında konuşarak çözdüler. EMASYA konusu üzerinde günlerdir çok şey yazılıp-çizildi. Üzerinde bir hayli tartışmalar oldu. Sonunda bir karara bağladılar. Ve EMASYA da tarihe karıştı diyebiliriz.
2010 yılı çok sıkıntılı geçecek! Gerilim ve tansiyon hat safhaya ulaşacak! Meclis içindeki olaylar sokağa da sıçrayacak! İktidar ve muhalefet arasındaki ipler kopacak! Bundan sonra meclis Uzakdoğu ülke meclislerini hatırlatacak! Geçen hafta mecliste yaşanan olayların devamı gelebilir! Balık baştan kokar derler ya! Bu koku sokaklara da yayılabilir! Meclistekiler aklını başına toplamazlarsa sokağa sıçrayacak olaylar hakkında konuşmaya bile hakları yoktur! Önce meclisin kendine gelmesi gerekir.
Türkiye’de bunca olaya rağmen toplumun halâ soğukkanlılığını koruması da güzel bir şey! Millet olarak tahriklere kapılmamalıyız. Olayları çok iyi analiz etmeliyiz. Bilhassa medya konusunda hassas olmak zorundayız. Medyanın psikolojik tahrikleri etkilememeli. İktidardan hesap soracak olanlara söylüyorum: bunun sokaklarda değil sandıkta sorunuz! Ya da yasal zeminlerde sorunun çözümü aranmalı. TEKEL işçileri gibi! Kangren olmuş yara kaşınmamalı. Çünkü; olan hepimize olur! Bu MİLLET zamanı gelince ne yapacağını bilir!..