Avrupa “Yunan Sorununa” Çare Arıyor
AB kurumlarının tespiti açık ve net; “Yunanistan, Avro’yu tehdit ediyor”. Yunanistan’ın yüksek bütçe açığı Avro’ya güveni azaltabilir. Bunun sonucunda Avrupa’nın para birliği tehlikeye girebilir. AB Komisyonu'nun raporu üye ülkeler arasındaki istikrar farkının açıldığına işaret ediyor ve Yunanistan’ın AB’yi aşağıya çektiğini gösteriyor. O nedenle Atina’nın yol açtığı tahribat için “synchorisi” (pardon) demesi yetmez…
Yunanistan’da krizin patlamasından bu yana Almanya ve diğer bazı AB ülkeleri Yunanistan'ın mali göstergelerini “olduğundan farklı göstermiş olmasından” rahatsız. Ayrıca Komisyon’un raporunda da yer aldığı gibi, “ülkelerin rekabet gücü arasındaki farkın açılması ve aşırı kamu borçlanması endişe verici boyutlarda”.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet, “gerçeklere uymayan bütçe açığı rakamlarını bir daha asla kabul etmemeliyiz” derken Yunanistan’ı açık bir dille eleştirdi. Yunanistan’ın sorumsuz davranışı AB içerisinde büyük kaygılara neden oluyor.
Yaşanan süreçte bazı soruların cevabı henüz yok. Örneğin birçok kimse şunu merak ediyor; Kurallara göre yönetilen AB’de kurallara uymamanın cezası yok mu”?
Kural varsa, kural ihlaline de ceza olmalı. Ceza etkili olmalı ve adil olmalı. Nihayetinde AB’nin kuralları “a la carte” değil. Yani hiç kimse AB kurallarını bir mönü ve kendisini restoranda müşteri olarak göremez.
AB “Yunan Sorunu” ile beraber başka bir imtihan daha yaşıyor. “AB Yunanistan’ın oynadığı oyunun diğer bazı ülkelere örnek teşkil etmesini nasıl önleyecek?” Bu sorunun da henüz cevabı yok. Eğer Brüksel Yunanistan’ı cezalandırmazsa, aynı yola girecek olan ülkelere de ceza veremez.
Bir de elbette şu var: “AB bu sorundan doğan güven bunalımını nasıl aşacak?” Ortak bir ideal, ortak bir gelecek için işbirliği yapan ülkeler arasında “kandırma” olmamalı. AB, belki benzer bir hatanın gelecekte olmasını önleyebilir. Ama bundan sonra Yunanistan’ın uzun süre kendisini kandırmış olduğu gerçeği ile yaşayacak.
Şüphesiz daha önce “Polonyalı muslukçu”, “AB’yi inek gibi sağan bıyıklı Türk” klişeleri ile düşünenler için huzursuzluk veren günlerdeyiz. Hatta bazı kasabalı politikacılar Türkiye’yi –yaptığı bütün reformlara rağmen- eleştiriyorlardı. Türkiye’nin reformları yapsa da muhakkak gizli bir gündemi olacağını iddia ediyorlardı. Hatta Türkiye’nin reformları istemeden yaptığını savunup, o nedenle bu reformların ilerleme olarak değerlendirilmemesini talep ediyorlardı. Bugün itibariyle bu septik paranoyanın yersiz olduğunu görüyoruz. Keşke kasabalarından AB kurumlarına uğurlanan siyasetçiler daha verimli işlerle meşgul olsalardı da, Atina’nın yaptıklarını görselerdi.
Bugün Avrupa İstikrar Paktı’na en fazla zarar veren ülke olan Yunanistan krizden çıkabilecek mi? Acaba AB, Yunanistan’ı krizden çıkarmak için ne kadar bedel ödemeye hazır veya istekli?
Şu soru da bir cevaba ihtiyaç duyuyor; Geçmişte borçlanma oranıyla ilgili gerçekleri gizleyen Yunanistan başka gerçekleri de sakladı mı? Veya bundan sonra da saklar mı?
Yunanistan Başbakanı Papandreu Davos’ta günah çıkartırken, “ben bu sıkıntıda suçu öncelikle kendimizde buluyorum. Önceki hükümet çok hata yaptı. Kendi partisine yakın olanları kayırması bize çok pahalıya mal oldu. Ülkemizde büyük yolsuzluklar yapıldığı ortaya çıktı. Üstelik en yüksek seviyede! Ayrıca ekonomimizi düzeltecek yapısal tedbirleri ise ihmal ettik” dedi.
Yani hem “suç benim değil, önceki hükümetin” dedi hem de “pardon” dedi. Ama Papandreu’nun partisi PASOK 2004’e kadar iktidardaydı. “Acaba PASOK’un ve Papandreu’nun hiç kabahati yok mu?”
Papandreu, Davos’ta güven ve itibar kazanmaya çalıştı. Örneğin “kamu sektöründe binlerce kişinin işten çıkarılması gibi önlemler aldık. Kamu maaşlarını kısıyoruz. Bütçe açığını yüzde 4 oranında azaltıyoruz. Yüzde 4! Bunu yapan başka bir ülke var mı,” diye sordu. Acaba bu tedbirler işleri yeniden yoluna koymaya yeter mi? Bütçe açığı %13 olan Yunanistan yeniden borçlanmadan borç stoğunu eritmek zorunda.
Hem Yunanistan için hem de Papandreu için çok kötü günler geliyor. Atina’yı sert bir dille eleştirenler arasında Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss Kahn da var. Kahn Yunanistan’ın borç yükünün ve bütçe açıklarının ciddi bir sorun olduğunu söyledi. Ayrıca Avrupa Birliği İstatistik Enstitüsü “Eurostat” 14 Ocak 2010’da “Yunanistan’ın ekonomiye ilişkin verileri güvenilmez” diye açıklama yaptı.
Zaten daha önce de AB maliye bakanları, Yunanistan’ı sert şekilde uyarırken nazikçe “istatistik sorununu çözmesini” talep etmişlerdi. Hatta Ekonomik ve Parasal İşlerden Sorumlu AB Komiseri Joaquin Almunia daha da ileriye giderek, “Yunanistan’ın istatistik sorununu çözmek amacı ile bir plan sunacaklarını” söylemişti.
Maastricht’e göre AB üyesi ülkeler GSYİH’nin %3’ü kadar bütçe açığı verebilir. Bu rakam Yunanistan’da %12.7. Yine Maastricht’e göre AB üyesi ülkeler GSYİH’nin %60’ından fazla borç stoku sahibi olamaz. Yunanistan’da borç %113!
“Acaba hangisi daha kötü; Atina’nın Maastricht Kriterlerini tutturamaması mı? Tutturduğunu iddia etmesi mi?”
Daha önce Standard&Poors (S&P) ve Moody’s, Yunanistan’ın kredi notunu düşürdüler. Ayrıca her iki kuruluş da “politik baskılar karşısında mali konsolidasyon stratejisinin tam anlamı ile uygulanamaması halinde Yunanistan’ın kredi notunu tekrar düşürebileceği” uyarısını yaptılar. “Acaba Avrupa’nın yumuşak karnı Yunanistan’ın notu yeniden düşer mi? Ve “Düşerse AB’yi nasıl etkiler?”