Daha önceki yazılarımda 2010 yılında neler olacağı konusunda tahminlerim yavaş yavaş çıkıyor. Aslında 2010 yılında neler olup-biteceği hakkında somut birçok şeyden bahsedebilirim fakat acele etmiyorum. Gelişmeler ve olaylar zaten her şeyi anlatıyor. Meclis karıştı ve milletvekilleri birbirine girdi. Uzakdoğu ülkeleri meclislerinde görülen manzaralar bu sefer TBMM’inde yaşandı. Yüzlerce milletvekili birbirlerini yumrukladılar. Siyasi arena bir hayli karıştı. Bundan sonra bu tür manzaralara alışacağız.
İddialarım arasında ABD’nin önümüzdeki günlerde İran’a saldıracağı hakkında görüşümüzü belirtmiştik. Geçen hafta bu iddiamızı doğrulayan gelişmeler oldu. İran kendisine ABD tarafından heran saldırılabileceğinin farkında.. ABD’nin Basra Körfezi ülkelerinde başlatmış olduğu füze savunma sistemlerini genişletmesinden rahatsız olan İran bu konuda sürekli açıklamalar yapıyor. Aynı zamanda ABD’nin 2011 yılı için savunma harcamalarında bütçede artırıma gitmesi iddiamızı doğrulamakta. ABD’nin savaş hazırlığı içinde olmasının en büyük kanıtı da savaş hazırlığına 708 milyar dolar ayırması!
Öte yandan TEKEL işçilerinin direnişi konusunda hükümetin geri adım atmaması ve TEKEL işçilerinin de direnişe devam edeceğini açıklaması her iki tarafın arasını son derece gerdi. Kısaca; hükümet ve TEKEL işçileri arasında uzlaşma sağlanamamasının doğuracağı korkunç sonucu şimdiden görebiliyoruz. Bu gerilim ve sürtüşme çok büyüyecek. Hükümet sert yollara başvuracak. Bu konuda hükümetin kafası bir hayli ağrıyacak. Çıkması muhtemel olaylar kitleleri de hareketlendirecek. Eylemler diğer kesimlere de sıçrayabilir. Benim korkum bütün bu olayların devletimize ve milletimize zarar vermesi.
Diğer yandan iktidar ile TSK arasındaki uzlaşmazlığı sürekli dile getiren bazı medya mensuplarının daha şimdiden kıvırtmaya başlamaları ve TSK’ya yönelik eleştirilerde bulunmaları da kafamı bir hayli karıştırdı. TSK’yı korkaklıkla suçlayan gazeteci ve yazarlar sınıfına maalesef bunlarda(!) eklendi. TSK her geçen gün yalnızlığa terk ediliyor. İktidar ve iktidar yanlılarının psikolojik savaş yöntemleri başarıya ulaştı diyebilirim. Benim görüşüm ise TSK ne yaptığını çok iyi biliyor. TSK yalnızda kalsa kendi prensiplerinden asla vazgeçmemeli. Bizler her zaman TSK’nın yanında olacağız. Yine tarafsızlığımızı koruyacağız. İktidarın da doğru icraatlarına her zaman olduğu gibi destek vereceğiz.
Asıl midemi bulandıran olay Türk askerinin başına çuval geçiren adamın (General Ray Odierno’nun) Türkiye’ye geleceğidir! Şu bir gerçektir ki Türk Özel Kuvvetleri ile ABD Özel Kuvvetleri arasındaki gerilim/sürtüşme ve psikolojik savaş iki ülke arasında soğukluk yaratmaya devam edecek. Türk Özel Kuvvetleri yıllarca ABD güdümünde kaldı. Ne zaman ki ABD’nin güdümünden çıkıp asli hüviyetine/özüne döndü ABD çıldırdı. Zaten başımıza geçirilen çuval olayı da bu yüzden olmuştur. ABD’nin öfkesi halâ geçmemiştir. Ne zaman ne yapacağı bilinmez! Yine, her an her şey olabilir!..
Türkiye’nin ABD ile BOP ortaklığı başımıza bir hayli dert açmaya devam edecek! Eşbaşkanlık kolay değil. ABD’ye verdiğimiz tavizler canımıza tak ettirdi. Bu gidişle Türkiye onurlu bir duruş sergilemeyecek. ABD’nin hegemonyası Türkiye üzerinde devam edecek. Aynı şekilde AB’ye üyelik sürecimizde tavizler vermeye devam edeceğiz. AB’nin son rahatsızlığı ise Kıbrıs’ta Beşparmak dağlarındaki devası Türk Bayrağı!AB bunun için araştırma yapıyormuş. Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Utanmasalar Kıbrıs’ı tek devlet ilân edip tamamen egemenlikleri içine dahil edeekler.
Kısaca; 2010 yılı Türkiye’nin ya bitiş ya da diriliş yılının başlangıcı olacak!..