TRAKYA NET HABER
  Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfası Yap İletişim
  
TNH  
   ANA SAYFA
  Trakya Haber
  Batı Trakya Haber
  Trakya Spor
  Balkan Haber
  Yurttan Haber
  Çevre-Sağlık
  Eğitim-Bilim
  Ekonomi
  Kültür-Sanat
  Dünya Haber
  Avrasya Haber
  DOSYALAR
  KİTAPLAR
  KÜNYE
  İLETİŞİM
 En Çok Okunanlar
TARAF GAZETESİ'NDEKİ TOPLANTIYA DİKKAT!

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ BAHAR ŞENLİKLERİ BAŞLADI

TÜ'DEN ''SEÇİM ANKETİ'' AÇIKLAMASI

POLİS OKULU SINAVLARI İPTAL EDİLDİ

KEY MAĞDURLARI

keşan tarihi

AVRASYA

meyhane kulturu

BATI TRAKYA DERGİSİ

tika

ata

KÜRT AÇILIMIYLA TECESSÜM EDEN TÜRK SORUNU-2

 
 
KÜRT AÇILIMIYLA TECESSÜM EDEN TÜRK SORUNU-2
29 Ocak 2010 - İkbal VURUCU
Türk Sorununu dört kategoride çözümleyebiliriz: 1- Siyasi-hukuki; 2- Aydın-Entelektüeller; 3- Bireysel; 4- Toplumsal.

Toplumsal-kültürel yapının inşasında ve yeniden üretimde aydınların rolü göz önünde bulundurulacak olursa, Türk sorununun ele alınışında aydınların merkezi bir konumda yer aldıkları görülür. Sonuçta, bireysel, toplumsal ve siyasi-hukuki düzeylerde Türk sorununu görünür kılan aydın-entelektüeller zümrenin etkinlik alanlarının kapsamı ve işlevleridir. Etkinlik alanlarının genişliği ise, ellerinde bulundurdukları ve toplumu biçimlendirme, yönlendirme mekanizmaları aracılığıyla merkezi karar verici kurumlara olan tesirleri ölçüsündedir.
Belirlenen her bir kategori uzun uzun analiz edilebilecek kadar önemli bir konudur. Fakat burada sadece genel hatlarıyla bu konular üzerinde durulacaktır. Öncelikle siyasi ve hukuki düzeyde tezahür eden Türk sorununu genel hatlarıyla ele alınacaktır. Burada ana sorun, devletin salt mekanik bir varlık olmaktan çıkaran ve devletin zorunlu varoluş şartlarını teşkil eden, İbn-i Haldun’un “Asabiye” olarak adlandırdığı kurucu halk sorunudur. Bu düzeyde, ana sorunsal devletin varlığının somutlaştığı alanda Türk kimliğinin belirleyici vasfının silinmesi, işlevsizleştirilmesi, renksizleştirilmesi sürecidir. Türk sorununun siyasal-hukuki düzeyde doğuran temel iddiaları kısaca şu biçimde ifade edebiliriz: “Türkiye Cumhuriyeti etnik bir temelde kurulmuştur…”, “etnik Türklüğü kabul eden devlet diğer etnik gruplar üzerinde asimilasyon, soykırım, sürgün, tehcir, baskı, görmezden gelme gibi uygulamalar gerçekleştirmiştir…”, “Anayasada açıkça Türk kelimesi etnik bir grubun adı olarak geçmektedir…”, “Türk kültürü dışındaki kültürlerin kamusal alanda varlığı yasaktır…”, vs.
Türkiye’nin demokratikleşmesi başta olmak üzere “toplumsal barış”, “ekonomik kalkınma”, iç ve dış politikada istikrar gibi pek çok sorunun temel kaynağı olarak görülen bu mevcut siyasi-hukuki durumun ne yönde bir değişme göstermesi halinde sorunların çözüleceği de muhatapları tarafından belirtilmektedir. Buna göre, söylemlerinin “bilimsel” ve “demokratik” retorikteki karşılıkları şöyledir: “Demokrasisinin kapsamını genişletmek, derinliğini artırmak için” daha çok demokrasi gerekmektedir. “Zorunlu olarak, Cumhuriyet'in kurucu felsefesiyle eleştirel bir biçimde hesaplaşma” başka bir deyişle, modası geçmiş olan XIX. ve XX. Yüzyıla özgü “kültürel-siyâsî teklik temeline dayandırılmak istenen ‘ulus-devlet’ yapısı” terk edilmelidir. Bunun sonucu olan Türk milliyetçiliği, Türk kimliği “çağdaş demokratik çoğulculuğa "içkin" olan "çokkültürlülük" gerçeği” ile ikame edilmelidir. “Türkiye demokrasisini arızalı kılan çok kültürlü yapıdan yoksunluk”,kültürel kimlik farklılıklarının "özel alan"a, gelenekselliğe hapsetmeye ve bu farklılıkların kamusal siyâsî alanda ifâde imkânlarının önüne geçmeye çalışarak aşılamaz.” Bütün sorunlarımız “yurttaşlarının farklılıklarını özgürce ifâde edebildikleri bir kamusal siyâsî alanın genişliği ölçüsünde” yok olacaktır. Bunun gerçekleştirilmesi ise, “Türkiye'de siyâsî ve idârî teşkilâtlanmanın yeniden, çokkültürlülüğün gereklerine uygun bir biçimde, kültürel kimlik farklılıklarına saygının belirginleştiği bir hukukî yapıya kavuşturulmasıyla mümkündür.” Şayet bu “demokratikleşme süreci yaşanmadığı takdirde, Türkiye'nin daha içe dönük, daha kapanmacı ve böylece daha dar milliyetçi bir devlet hâline gelme ihtimâli de büyüktür.[1]
Konu başka bir açıdan şöyle dile getirilmektedir: “Kürt sorunu sadece bir insan hakları sorunu da değildir. Bunun yanı sıra ve daha önemlisi merkezi devletin ortaya koyduğu normların hangi model bir örgütlenmeyle ülke genelinde uygulanacağı sorunudur… Türkiye bu sorunu yeni bir anayasa inşası süreci içinde çözebilme başarısını gösterir ve üniter devlet içinde bölgesel devleti yaratabilirse bölünme korkusundan kurtularak siyasi birliğini güçlendirmiş olacaktır.[2]
Aynı yazar başka bir çalışmasında, cumhuriyetin kuruluş dönemiyle devletin Türk kimliğini sorgular ve “1921-1938 dönemini en iyi özetleyen ifade”nin “Türkleştirme” olduğunu belirtir. Bunun Türkleştirme iddiasını da “Türk Dil ve Tarih kurumlarının kuruluşu, ‘Vatandaş Türkçe Konuş’ kampanyalarının başlatılması ve Soyadı Kanunu’nun kabulüyle toplumun her alanında uygulanmaya ve yaygınlaştırılmaya çalışılması” ile temellendirmektedir. Yazar bu dönemin anlayışında farklı etnik kimliklere, farklı dillere, farklı dinlere ve mezheplere yer olmamıştır, demekte ve “dayatılan tek etnik kimlik Türklük ve Diyanet İşleri Başkanlığı çerçevesinde devletleştirilen Müslümanlığın Sünni-Hanefi mezhebidir,” tespitinde bulunmaktadır. “Bu temele oturtulmaya çalışılan cumhuriyetin” de Türkiye sınırları içinde yaşayan insanları yurttaş kılması ve eşitliği sağlaması imkânsızdı, hükmünü verir. Bütün bu sebeplerden dolayı da “homojenliği sağlamanın yolu da her türlü şiddeti kullanan ırkçı, asimilasyoncu politikalardan geçiyordu.” Bunun için “Kürt istemleri gerektiğinde ezilerek, gerektiğinde milliyetçi stratejiler izlenerek yok edilmeye çalışılmıştır. Homojen kaynaşmış kitlenin temelinde millet kimliği yani Türklük yatmakta, tek mezhepli Müslümanlık bu etnik kimliği destekleyen bir unsur olmaktadır.[3]
Aydınların bireysel bazda dile getirdiği bu görüşler sivil toplum örgütleri tarafından yazılan raporlarda da yer almaktadır. Bunlardan TESEV hazırladığı bir raporda şöyle demektedir: “Sivil ve demokratik yeni bir anayasa olmaksızın Kürt Sorunu’na kalıcı bir çözüm mümkün gözükmemektedir. Herhangi bir ideolojiye, etnik/dini/mezhepsel/dilsel kimliğe dayanmayan, Türkiye’nin çok kültürlü yapısını gözeten bir vatandaşlık anlayışını benimseyen, hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen unsurlar içermeyen, talep halinde Kürtlerin yoğun yaşadıkları yerlerde resmi dil dışındaki dillerde kamu hizmetleri almalarına ve anadilde eğitim veya anadil öğrenimi görmelerine imkân sağlayan, bütün din ve inançlara eşit mesafede duran, gerçek bir laiklik anlayışını benimseyen ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik anti-demokratik teşebbüsleri önleyici mekanizmalar içeren bir anayasa hazırlanmalıdır.”[4]
Görüldüğü gibi, Türkiye’nin demokratikleşmesinin temeli “Kürt Sorunu”nun çözümüne “Kürt Sorunu” ise Türkiye Devletinin Türk karakterinden çıkarılması koşuluna bağlanmaktadır. Sonuçta her etnik ve dini kaynaklı farklılıklar kendi idari ve “kültürel-etnik(!)” karakterine bağlı olarak yeniden yapılanmalıdır.
Bu söylemlerin en zayıf noktası, somut gerçekliklerden hareketle bir meşrulaştırım, başka bir deyişle temellendirmeden yoksun olmasıdır. Çeşitli sebeplerle egemen bir düşünce haline gelen bu yargılar, “devlet” olgusunu var kılan evrensel somut gerçekliklerin entelektüel bir fantezi adına nasıl göz ardı edildiğinin bir göstergesidir. “Olan” üzerinden bir çıkarım değil de “olması gereken” zihinsel bir kurgu üzerinde “olan-mış gibi” muhakeme yapılmaktadır. Bunların yaygın bir “doğru” haline gelmesi ise karşı karşıya olduğumuz bilgi üretim mekanizmalarındaki hakikati inşa etme, soyut, tahayyül edilen kurguların gerçekliklerini kazandırma, topluma yayma ve “aksiyom” haline getirilmeleri ile sağlanmaktadır. Bu zihindeki kurguların toplumsal ve siyasal bir gerçeklik olarak inşa edilmesi sürecindeki edimcilerin, kavramsal ve davranışsal araçların, yöntemlerin, etkilemeyi sağlayan söylem ve bilişsel dayanak noktalarının ifşa edilmesi önem arz eder.

__________________ 
[*] 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, DYÇ Araştırmaları Bilimsel Danışmanı. 

[1]Levent KÖKER, “29 Mart'tan sonra daha çok demokrasi için, kurucu ideolojiyle hesaplaşma ihtiyacı”, 09.Nisan. 2009, Zaman Gazetesi.
[2] Ümit KARDAŞ, “Üniter Devlet İçinde Bölgesel Devlet Olur mu?”, Taraf Gazetesi, 08.11.2008. benzer görüşler için bak: TESEV: “Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler”, s. 10
[3] Ümit KARDAŞ, “1921-1938 arası devletin Kürt politikası”, Taraf Gazetesi, 29.11.2008.
[4]TESEV:Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler”, s. 17, İstanbul, 2008.

Kaynak :


Haber Tarihi: 29.01.2010 14:06:44

.

 

Yazdırılabilir Sayfa
Yorum Yaz
Rumuz:
E-Posta: *Gizli tutulacaktır.


Okuyucu Yorumları
Bu habere henüz yorum girilmemiştir..


Diğer Haberler
04.09.2010 22:33:01- TACİKİSTAN2 DA DARBECİ MAHKUMLAR FİRAR ETTİ
28.08.2010 09:25:29- ULANBATOR 25. ZİHİNSEL ENGELLİLER OKULU’NUN TEFRİŞATI TAMAMLANDI
28.08.2010 09:21:48- TİKA İLE EİT ARASINDA AFGANİSTAN’IN YENİDEN İMARINA İLİŞKİN PROTOKOL İMZALANDI
20.08.2010 23:22:39- TİKA PAKİSTAN KOORDİNASYON OFİSİ FAALİYETLERİNE BAŞLADI
20.08.2010 23:21:14- AFGANİSTAN’DAKİ MEVLANA EVİ TİKA TARAFINDAN RESTORE EDİLİYOR
20.08.2010 21:44:32- KIBRIS’IN KOSOVA’DAN FARKI NE?
18.08.2010 22:52:42- ABD IRAK' TA ENKAZ BIRAKARAK ÇEKİLİYOR
17.08.2010 00:45:05- İRAN İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI MI?
17.08.2010 00:44:14- 99 UÇAN BALON VE SAVAŞA GİDEN YOL
17.08.2010 00:43:17- İSRAİL’İN DOSTLARI VE İSRAİL’İN DÜŞMANLARI…
17.08.2010 00:42:17- SUUDİ ORDUSU BÖLGENİN GELECEĞİNİ ETKİLEYECEK
17.08.2010 00:41:11- HARİRİ’Yİ KİM ÖLDÜRDÜ?
15.08.2010 17:53:17- RUSYA'DAN İRAN'A NÜKLEER YAKIT
15.08.2010 17:52:33- İŞKENCE GÖREN ERMENİ ASKER AZERBAYCAN'A SIĞINDI
15.08.2010 17:51:25- RUSYA, ABHAZYA'YA S-300 YERLEŞTİRDİ
15.08.2010 17:50:37- KIRGIZİSTAN'DA İKİNCİ ABD ÜSSÜ TARTIŞMASI
15.08.2010 12:51:39- MAVİ MARMARA-İSRAİL VE TÜRKİYE
15.08.2010 12:47:08- İSRAİL LÜBNAN’DA İNTİKAM PEŞİNDE Mİ?
15.08.2010 12:44:53- AZERBAYCAN RUSYA-ERMENİSTAN DOĞALGAZ BORU HATTINI ALIRSA NE OLUR?
13.08.2010 08:14:20- İRAN' A ABD Mİ İRSAİL Mİ SALDIRACAK
08.08.2010 21:20:09- MACARİSTAN' DA DÜNYA TÜRK KURULTAYI
08.08.2010 00:36:35- İSRAİL'İN İŞİ ZOR
05.08.2010 22:42:54- İSRAİL-LÜBNAN ÇATIŞMASININ ARKA PLANI
04.08.2010 21:28:35- UKRAYNA’NIN GELECEĞİ AVRASYA DENKLEMİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
04.08.2010 21:22:41- EJDERHADAN KİM KORKMALI?
04.08.2010 21:07:16- AFGANİSTAN’DA SİVİL KAYIPLAR ARTIYOR
03.08.2010 23:44:32- DOĞTAŞ BAKÜ' DE
26.07.2010 23:33:24- İSRAİL’İN EKSENİ DEĞİŞİYOR!
26.07.2010 23:29:23- AP’NİN KIBRIS SABOTAJI
26.07.2010 23:28:37- BANA NE ERMENİSTAN’DAN?
26.07.2010 23:27:27- ERMENİSTAN NEDEN REFERANDUMA GİTMİYOR?
26.07.2010 23:26:36- AĞRI DAĞI MASALI…
26.07.2010 23:25:30- TÜRKİYE ORTA ASYA’DA İSTİKRARIN YANINDA
25.07.2010 22:02:09- BARZANİ-ZEBARİ VE PKK'YLA ÖRTÜŞEN "KÜRT DEVLETİ" KURMA HAYALLERİ
25.07.2010 17:54:39- KABİL’DE İNŞA EDİLECEK KÖPRÜLÜ KAVŞAĞIN TEMELİ TÖRENLE ATILDI
25.07.2010 09:51:49- TÜRKİYE-GÜRCİSTAN-AZERBAYCAN KONFEDERASYONU MÜMKÜN MÜ?
23.07.2010 22:19:22- AFGANİSTAN’DA SİVİL KAYIPLAR ARTIYOR
23.07.2010 22:16:41- EJDERHADAN KİM KORKMALI?
16.07.2010 23:27:04- KIRGIZİSTAN FELAKETİNDEN DOĞAN “KIRGIZ-ÖZBEK DAYANIŞMASI”
16.07.2010 23:07:43- KIRGIZİSTAN’DA “ÜSLER” SAVAŞI

 


Hızlı Seçim
Köşe Yazarları
Hilmi DİNÇER
- İmbik
BU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE DOLASIYLA, BU REFARANDUM YAPILMAMALIYDI!..
Tuna  SOYKAN
- Teshis
Longoz ormanları
Hüseyin  MÜMTAZ
- Kalk Borusu
AŞK OLSUN SANA AZERBAYCAN
Doç.Dr.Birol  ERTAN
- Arka Pencere
KIBRIS ŞİMDİ GERÇEKTEN SATILIYOR
Neval  KAVCAR
- Gündemdekiler
Seçim Güvenliksiz Yine Sandığa
Ersoy ÖNGÜN
- "Aklımdan Geçenler"
GüneyDoğu İçin Çözüm Önerileri‏
Ali İhsan  GÜRCİHAN
- Güne Bakış
Küresel Simonlar; Ankara ve Haliç'teki Simonlar
Nuri  YAŞAR
- Güncel
EZANLAR, 30 AĞUSTOS VE ÖZGÜRLÜK…
Özcan PEHLİVANOĞLU
- Balkan Rüzgarı
HAKAN ŞÜKÜR,TRT VE FAŞİZM…
Prf.Dr. Ata ATUN
- ATASÖZÜ
RMMO Belgeleri Açıklanmalı
Reha  ÖREN
- SÖZ
Akepe’nin ve RTE’nin ardına sığınmak!
Süheyl  ÇOBANOĞLU
- Nokta
DEVLETİ SULANDIRMAK
Burhan ÖZBEY
- Özbeylik
Simonlaşmak mı, şahlanmak mı?
Sabahattin  TALU
- Yön
Özerklik, bayrak ve niyet
Müjdat  GÜRBÜZ
- Gözlem
SONBAHAR GELİYOR

MERHABA RUMELİ

Anket 1
Aktif anket bulunmamaktadır.

Para Piyasaları       9.9.2010
  DÖVİZ ALIŞ DÖVİZ SATIŞ
 USD 1.5022 YTL. 1.5129 YTL.
 EUR 1.9166 YTL. 1.9301 YTL.

 

Trakya Haber |  Batı Trakya Haber |  Trakya Spor |  Balkan Haber |  Yurttan Haber |  Çevre-Sağlık |  Eğitim-Bilim |  Ekonomi |  Kültür-Sanat |  Dünya Haber |  Avrasya Haber | 

Trakya Net Haber'de yayınlanan her türlü haber ve yazı, kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Copyright by Trakya Net Haber 2004 - 2007 © | Created and hosted by chaglar